Burukrasi


Öfkeyle yazdığım ilk yazı değil bu.

Onların çoğunu sağlam kafayla okuduğumda "baldan tatlı" olduklarına kişisel olarak tanıklık ettim. Ama yine de asla bir yöntem olarak seçmedim öfkeyi. Öfkeyle çok kalktım ve zararla da oturdum elbette. En azından yazılarıma alet etmedim bu kaçınılmaz alaturka ve oryantal atmosferi.

Sonuç olarak öfke bir neden değildir, hatta en kötü bir sonuç bile değildir.

O, hiçbir şeydir. Tam olarak, çokça kendine neden olan Bürokrasi gibi.

Hayatım boyunca en çok yakındığım şey bürokrasidir. Toplum yaşamında gelişmeyen, güdükleşen ve zübükleşen ne varsa nedeni bürokrasidir.

"Bürokrasi, bürokrasi içindir" sözü de en masum bildirimdir, bürokrasinin eleştiri alanında. Daha da kötüsü bürokrasi, her şeyin kötü gitmesi içindir.

Bürokrasiyi bir düşünün, bürokratları bir anımsayın; bürokrasinin sivil ve özel gösterimlerini yaşamınızda bir inceleyin; hiç olmadı bana sorun. Bu satırların yazarı, on beş yılda fazla bürokrasinin okullarında okudu, yetişti, çalıştı ve iş yaşamının baharında istifa etti.

Ne oldu? Çöldü, bozkır oldu hayatı ve hala vahayı arıyor.

Çok iddialı olmasam da bürokrasiyi uykusunda, dili sürçtüğünde, en çok da gizlendiğinde tanıyorum. Çok iyi gizlenir o. Genellikle içinize girer, sizi teslim alır ve farkına bile varmadan sizi kendisi yapar ve siz hala siz sanırsınız onu ve en büyük savunucusu, avukatı, taraftarı kesilirsiniz.

Bürokrasinin asla tek bir kitapta toplanamayan, kendini tüm sözlüklere dağıtmasına karşın, tek bir ağ üzerinde çalışan geniş mi geniş bir sözlüğü vardır. Anayasası, kanunları, kuralları, emirleri de vardır. Hepsi ama hepsi asla kendisi görünümünde değildir.

Memur, müdür, müsteşar, bakan ve başkan olarak belirir. Devlet dairesi, kışla, karakol, okul, hastane ve belediye olarak şekillenir. Sağcı, solcu, dindar, ateist, muhalif, anarşist, faşist ve hatta sosyalist formları bile bulunur.

Vatan, yurt, toprak, dost, barış, savaş gibi birçok sözcüğün karşıtı ve yanlısı olarak demokrasinin gemini, cumhuriyetin genlerini oluşturur bürokrasi.

Platon'dan Voltaire'e "Devlet" olarak örgütlenir, ama kimse o örgütü hiçbir duyu ve seziyle ne görebilir,  ne değiştirebilir ne de öngörebilir. Renksiz, kokusuz ve maddesizdir. Adından, kapsadığı alanlardan daha çok hacme ve güce sahiptir.

Bürokrasinin, halkın içine kaçırılmış şeytanı olan devletin, ulus soslusu da, Küreselleşme'ye ve onun sonuna, yani tersine yol açan bir görünüme sahip olarak 20. yüzyıl boyunca yaşamış, tüm dünyayı kılıçtan geçirmiş ve sonlanmıştır. Kimileri ulus-devletle beraber demokrasinin de sonunun geldiğini hala söyler durur. Bu ise başka öfkenin, pardon yazının konusudur.

Bürokrasi, özel olarak da aslen kendisi olarak karşımıza çıkar. Erki temsil etmediğini, bunları yarıştıracağını ve çatıştıracağını söyler; dengelerden dem vurur, bu özel hallerde genellikle siyaseti kullanır. Seçimleri, oy vermeyi, her türlü seçim aygıtını kutsar. Hatta seçimlerden başka, siyasetten gayrı daha önemli hiçbir şey yoktur hayatta. Sonuç olarak 21. yüzyılın başını yaşadığımız bu zamanlarda, küresel boyutta, demokrasi eczacılarının ve rejim mühendislerinin yeni bir tapınak olarak yücelttikleri tek şey şu anda seçimler ve başkanlardır. Aradaki ve arkadaki hiçbir şey önemli olmadığı için onların hepsini yok etmişlerdir.

20. yüzyıl hamurunun da yardımıyla 21. yüzyıl başında sözde "halk oyu" (kamuoyu değil), deyim yerindeyse  tüm dünyayı ele geçirmiştir. İnsanlığın başına; tüm yasamaları, yargıları, yürütmeleri ve medyaları; aklı ve vicdanı hapseden bir seçimli başkanlık dininin çorabını örmüşlerdir. Halen var edilen tüm savaşlar da bu yeni dinin, bulunulan yere göre baştan kurulması ya da sürdürülmesi içindir. Sözkonusu dinin yeni papaları, hocaları ve hahamları bürokrasiden esinlenmiş teknokrasiye dönüşmüş hiper-kapitalistlerdir. Onların mabet, ibadet ve öğretileri kapitalizmin bu yeni ağına hizmet eden hipertekstlerin buyurduğu "daha iyi bir dünya" ve "kişisel gelişmiş" emirlerdir.

Bürokrasi, emreder. Bürokrasi mutlak olarak itaat ister. Alamazsa yok eder ve bunun için hiçbir aygıt yaratmaz. Yok ettiğini silaha çevirip onunla yeni itaatsizleri yok eder.

Bu satırları yaratan öfke ise, bürokrasi buzdağının altıgen bir kar zerresi bile değildir. Burada önemli olan bürokrasiyi, özellikle bürokrasi olmadığı zaman tanıyabilmektir.

Şimdilik tek savunma gücümüz de budur.


HALİL GÖKHAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder