#21MartDünyaŞiirGünü kutlu olsun


Editörün notu

Şair, daha doğrusu tek şiirini yazdıktan sonra on sene bir daha hiç cevap vermedi. Editör de şiiri on sene sonra tekrar okuduğunda şiiri bu kez anlayabildi. Genç kadın -hâla çok genç ve güzel- aslında bir şiir yazmamıştı. Yapmak istediği şey aşkı için son bir çabaydı.

Yine de umutluydu kadın. Editör, geçmişte olanları düşündüğü zaman bunu anladı. Fakat bu şiiri daha önce okumuş olsaydı onu daha iyi anlayabilir, ne demek istediğini kavrayabilirdi. Görünüşe göre, editör şiiri okuduktan sonra verdiği cevapta resmen alay eder gibi davranmıştı. Ama içeride, editörün hayatında, bırakmış da olsa şiir dendiği zaman akan sular duruyordu.

Nitekim öyle de oldu. Genç kadın ya da eski sevgilisinden bir şiir alan editör, bunu bir yardım isteği olarak algıladı ve içinde o kadına duyduğu minik özlemleri bastırmanın bir kurtuluş yolu olarak cevap yazdı. Onu hep görmek istiyordu aslında ve sonra gitmek.

Hayatında ondan sonra hiç kadın da olmamıştı onun gibi. Kaçmasının nedeni de buydu belki de. Başka bir kadın olmayacaktı asla. Onun sabah, akşam ve gece tadını hiçbirisinde bulamayacaktı. Ondan kalanlar "akşamdan kalmanın mayhoşluğu, kokusunun bıraktığı sarhoşluk, uyku tozları, rüya meyveleri, kahve kokusu, haz kırıntıları ve sabah sevişmeleri"nden oluşan bir hayat kürüydü. Editörün aradığı bunların bazen çok azıyla da yetinebileceği bir hayattı.

Onun hiç gitmeyeceği ve kendisinin de ona hep gitmeyeceği bir hayat. Uzaktan onu seyrederken ona ve hayatına daha hayran olacağını sanıyordu. İçeride, genç kadının aynı şiirde olduğu gibi, aryalı kitaplı denizi gören ev hayalinde sadece onu görüyordu.

O evde o hep yalnız olacaktı.

Editörse, şehirde tanıştığı genç kadının şiirde dediği gibi bir başkasıyla oturuyordu:

Yıllar sonra büyük bir şehirde ilk kez karşılaştığı "kendisiyle"...


Yüz Saatte Kendi Kitabını Yaz, HALİL GÖKHAN