Ana içeriğe atla

Marquis açıklıyor: İnsan neden özgür olmak ister?

"Biliyor musun sevgili Sensible, elinde bir kalem varsa olağanüstü şeyler yaşayabiliyorsun." Hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Donatien Aphonse Marquis de Sade bir sapkın mıydı? Bütün eleştirmenlerin ve hatta ahlâkçıların da kabul ettiği gibi "cinsel hayatın Zorba'sı" mıydı? Yoksa, aslında sadece "yasaklamanın yasaklanmasını" dileyen ve bütün yazdıklarını yukarıdaki cümlesiyle açıklayan basit, insan yönü skandalsız, yalın bir yazar mı?

Marquis de Sade'ı en iyi tanımanın yolu, adını verdiği Sadizm'le işe başlayarak "insan bozukluklarının" tarihini anlamaya çalışmaktan geçmiyor. Gerçi iş bilimadamlarına kalınca onlardan, adli sonuçlara varsın varmasın sadist sapkınlıkların herkes için geçerli ve "ucuz" tedavilerinin olmadığını öğreniyoruz. Marquis de Sade adına, bu satırlardaki davamız, onu bir kayalığın tepesinde denize düşmeyi bekleyen müntehirin ruh hali gibi, onun yazarlık durumunu ortaya koymak ve insanlığının yönlerini bulgulamak.

Sade'ın çıktığı yüksek kayalıklar, deyim yerindeyse toplumdışılığın ve bu dış alanı savunmanın zirvesiydi. Yazdıklarında gözlediğimiz erotizm ve anarşist fantazilerin ardında Tanrı tanımayan, anarşist bir duruşun davranışları yatıyordu. Sade'a göre tek suç, doğaya karşı işlenen suçtur. Doğa tarafından bir kez yaratılmış olmak onun egemenliğinden kurtulmuş olmak demektir ve asıl önemli olan bu özgürleşmenin farkında olmaktır. Sade için her türlü zevkin kaynağında suç ve kötülükler yatar.

Ölümünden sonra adı unutturulmak istenen, ama bir yandan kitapları gizlice okunan Marquis de Sade, kendi ülkesinde ilk kez 20. Yüzyılda şair Guillaume Apollinaire'in çabalarıyla açık ve geniş bir biçimde tanınmaya, okunmaya başlandı. Bunun yanı sıra, edebiyat ve eleştiri çevrelerinde kitapları yeniden ele alındı; eleştiriler ardı ardına gelmeye başladı. Bunlar içinde Simone de Beauvoir'in o çok ilginç "Sade'ı Yakmalı mı?" adlı eseri ve Pierre Klossowski'nin "Ahbabım Sade" kitabı sayılabilir. Bunun yanı sıra İslami sorunların ve eserlerin uzmanı olarak da bilinen Maurica Heine (1884 - 1940) Gilbert Lely ile birlikte Sade'ı 20. Yüzyıla taşıyan en önemli kişi olarak görülüyor. Bu ikili kendi hayatlarını adeta Marquis'nin yayınlanmayan eserlerini ve ona ait belgeleri günışığına çıkarmaya adadılar.

Tıp öğrenimi gören Maurice Heine, aforoz edilmeden önce sıkı bir Komünist Parti üyesiydi. 1924 yılında Felsefi Roman Cemiyeti'ni kuran Heine'ın tek amacı Sade'ın kitaplarını yayımlamaktı. 1926'da "Hikâyeler"i ve "Papaz ve Cançekişenin Diyaloğu"nu yayınladı. Diğer kitapların ve birçok değerli makalenin ardından Marquis de Sade adlı kitabının yayınlandığını ne yazık ki göremedi. Gilbert Lely, bu kitabı yayınladıktan sonra bayrağı devraldı; 1952-57 arasında iki ciltlik Sade biyografisini yayınladı.

Marquis de Sade, 74 yıllık hayatının (1740-1814) 28 yıl ve 8 ayını istisnasız olarak hapiste geçirirken, bu sürenin 25 yıl ve 3 ayını hükümsüz olarak "değerlendirdi". Bu çeyrek asırlık hapis yaşantısı Sade'ın kendisini "bütün rejimlerin mahpusu" olarak nitelendirmesine yol açtı açmasına ama 8 Mart 1794 günü, ellinci yaşına girmesine henüz birkaç ay kala Marquis, Picpus'e nakledildiği zaman, Terör döneminde "ılımlı" bulunmuş olma suçu yüzünden bir zindanda çürümeye terk edilmişti. Picpus, içinde daha çok soyluların bulunduğu ve herkesin mütemadiyen gün boyu aşk yaptığı süslü bir hapishaneydi.

Sade'ı bu yaldızlı yatak odasına kim naklettirmişti? Devrimin erdemleri adına insanların giyotine gönderilmesine karşı çıkan Marquis'yi daha önce zindanlara atan yönetimin gözleri önünde nasıl oluyordu da bu adam hem "La Philosophie dans le boudoir" (Yatak Odasında Felsefe) adlı eserinin temellerini atacağı sekiz aylık bilinmeyen bir "torpilli" hapis yaşantısını başlatıyor, hem de cımbızla seçtiği soylulardan bir tiyatro kumpanyası yaratabiliyordu.

Bu sekiz aylık "beyaz" dönem boyunca Sade'ın yaptıklarını, kurgusal da olsa, önce 1994'te Fransız romancı Serge Bramly'nin bir senaryo olarak başladığı ama daha sonra romanın kuyusuna düşen kitabından okuyabiliyoruz. Bir Leonardo da Vinci biyografı olan Serge Bramly, sinemacı bir dostunun "siparişi" üzerine başladığı bu belalı çalışmasını bir anlaşmazlık sonucunda yarıda bırakırken birdenbire kendini Marquis de Sade'ın oluşturduğu gizemli bir çekim alanında buluveriyor ve bu roman çıkıyor ortaya.

İyi bir aileden gelen bir genç kızın, görmüş geçirmiş bir erkek topluluğu tarafından bekaretinin nasıl bozulduğunu anlatan iki ciltlik "Yatak Odasında Felsefe"nin Picpus mapusluğu sonrasında yazılmış olduğuna dikkat eden Bramly, Sade'ın kitabı Picpus'te yazmış olabileceğini tahmin ederek, yazacağı metni bu kitapta toplamaya çalışmış. "Yatak Odasında Felsefe"nin adına bir gönderme yaparak, yazdığı romana "Sade: La Terreur dans le boudoir" (Yatak Odasındaki Terör) adını koymayı uygun görmüş.
Sade'ın yazdıklarında büyük bir tutarlık abidesi bulduğunu söyleyen Serge Bramly, Sade'ın "Doğa beni böyle yarattı, kendi doğama aykırı davranmam bir cinayet olurdu" şeklindeki sözlerini romanının omurgası haline getirerek, diyalogların ve kurgusal parçalarının tamamına yakınını, Sade'ın değişik kitaplardan alıntılamakta bir sakınca görmemiş. Roman biraz incelendiği zaman zaten bu açıkça görülüyor. Bir anlamda "Sade kendini roman olarak bir kez daha yazmış".

"Yatak Odasındaki Terör"ün elbette bir de görkemli bir sinema hikâyesi var. Hikâye olmanın da ötesinde 2000 yılında Benoit Jacquot'nun çektiği, Marquis de Sade rolünü ünlü Fransız karakter oyuncusu Daniel Auteuil'ün oynadığı bir film bu. Ne var ki gişelerden ve eleştirmenlerden çok önemli övgüler almayan bu filmi, ne olursa olsun Daniel Auteuil'ün "kurtardığı"na dair görüşler çoğunlukta. Filmde Sade'ın metresi Sensible'i Marianne Denicourt canlandırdı.

Yazdıklarıyla tanrısız, dinsiz olduğunu ama skandal derecesindeki yazı(n)sal eylemlerinin onu bir katil, bir cani ve bir sapkın yapmayacağını belirten Sade'ın gerçek yaşamında çokça ihtimal edilen bir ayrıntı var ki o da içinde yaşadığı baskı ortamlarının, özellikle de Devrim yönetimlerinin, katlin ta kendisini yaptıkları, cinayetlerin hasını işledikleri yönünde... Aslında Sade'ın, yazarak fantezi üretmek ve yaşamak dışında fazla bir hüneri ve kötülüğü olmadı kimseye... Ve kesinlikle, içinde yaşadığı baskı ortamlarının onu ustaca cezalandırmak, onu suç yaratmak konularından bir yazar dehasını aşan özellikler taşıdığı da bir gerçek. Bunun kanıtı ise Sade'ın hayatının yarısına yakının "hükümsüz" olarak hapislerde geçirmesi elbette...

Bir Picpus ziyareti sırasında yatakta oynaşırlarken, Sensible'in "Sen bir canavar m ısın?" sorusuna şöyle cevap veriyor Marquis: "Benim bebekleri parçaladığım ve onların kanlarıyla gençleştiğim, La Coste şatomun hendeklerinin ağzına kadar cesetlerle dolu olduğu söylendi... Beni böyle dedikodular yüzünden Bastille'e kapattılar." Sensible üsteler: "Soruma cevap vermedin." Sade, daha fazla oyalamaz akıllı metresini ve "Canavarlıklar, diyorsun. Belki... Nasıl bilinebilir?" der. "Bir bakıma buna benzer canavarlıklar yaptım, evet; bunları dünyadaki herkesten daha fazla tasarladım ve onları silinmez olmasını umduğum bir mürekkeple yazdım... Biliyor musun sevgili Sensible, elinde bir kalem varsa olağanüstü şeyler yaşayabiliyorsun."

Marquis de Sade'ı yakın! Ama önce bir dinleyin. Belki de o kalemiyle olağanüstü şeyler yaşayabilen bir yazardı sadece.


Bu blogdaki popüler yayınlar

35 Kitap 75 Lira

35 Kitap 75 Lira



Aşağıdaki birbirinden güzel ve nitelikli TAM 35 KİTAP tam tamına 75 TL. Piyasa değeri 500 TL’nin üzerinde olan bu kitap hediye kutusu hemen sizin olabilir.

Hem de BİR TIKLA. Iyzico sanal alışveriş güvencesiyle.

https://iyzi.link/AA8B6Q

TIKLAYIN 35 kitaba bir anda sahip olun.

İyi alışverişler.

1. I. Dünya Savaşı 1914-1918, Kubilay Mehmet Gül
2. 100 Liraya Kendi Filmini Çek, Aydan Gündüz
3. Aşk, Halil Gökhan
4. Ateizm, François M. A. Voltaire
5. Bir Daha Unutma Beni, Esra Erdoğan Erşen
6. Çanakkale Cehennemi, Pierre Miquel
7. Deney, Stanley Milgram
8.Din, Sigmund Freud
9.Dinlerin Sonu, Halil Gökhan
10.Dokuz Mektupluk Roman,Fyodor Dostoyevski
11.Don Quijote ve Roman Sanatı, Halil Gökhan
12.Dünyanın En Güzel 100 Şiiri, Halil Gökhan
13.Einstein’a Mektup, Sigmund Freud
14.Ekonomik İtaatsizlik, Henry David Thoreau
15.Ernestine, Marquis de Sade
16.Halil Cibran Bütün Eserleri, Halil Cibran
17.Halkın Afyonu, Karl Marx
18.Henry David Thoreau Sivil ve İtaatsiz, Emine Ebru
19.Hep O…

O'na Yılbaşı Hediyeniz Neden On'larca Kitap Olmasın?

35 kitap 75 TLkampanyamız yoğun ilgi gördü görüyor.

Çok teşekkür ederiz.

Aralık ayına hızla girdik.

Düşündük ki bu kampanya neden daha seçenekli bir YILBAŞI HEDİYE'sine dönüşmesin tamamen aynı koşullarla.

Ve dönüştürdük.


Bu adresten sanal ödemeyi yaptıktan sonra aşağıdaki sabit liste üzerinden istediğiniz kitapları sonraki listemizden değiştirebilirsiniz.

KAMPANYA sabit listesi

1.  I.  Dünya Savaşı 1914-1918, Kubilay Mehmet Gül 2.  100 Liraya Kendi Filmini Çek, Aydan Gündüz 3.  Aşk, Halil Gökhan 4.  Ateizm, François M.  A.  Voltaire 5.  Bir Daha Unutma Beni, Esra Erdoğan Erşen 6.  Çanakkale Cehennemi, Pierre Miquel 7.  Deney, Stanley Milgram  8. Din, Sigmund Freud 9. Dinlerin Sonu, Halil Gökhan 10. Dokuz Mektupluk Roman,Fyodor Dostoyevski 11. Don Quijote ve Roman  Sanatı, Halil Gökhan 12. Dünyanın En Güzel 100 Şiiri, Halil Gökhan 13. Einstein’a Mektup, Sigmund Freud 14. Ekonomik İtaatsizlik, Henry David Thoreau 15. Ernestine, Marquis de Sade 16. Halil Cibran Bütün Eserleri, Halil Ci…

%100 Düpedüz Öykü dergisi

ANLATICI.
Anlatanlar, anlatmayı sevenler ve dinlemekten, okumaktan büyük haz alanlar için ne sihirli kelimedir.

Kafekültür edebiyat dergileri platformunun %100düpedüz öykü dergisi ANLATICI işte bu tutku için çıkıyor Eylül 2019'da.

ANLATICI, daha önce bu sayfalarda duyurduğumuz üzere ilk profesyonel, satışlı "e-dergi"si. Yani okurlar kendi tabletlerinde e-okuyucularında ve bilgisayarlarında, satın alarak okuyabilecekler ANLATICI'yı düzenli olarak. Hem de en düşük tek haneli fiyatlara.

ANLATICI'da neler var?

Öncelikle hikâye, masal, fabl, mesel, nesir-şiir, anlatı, Mektup, günlük gibi düzyazı türleri var.

ANLATICI'da kimler yazıyor?

Tüm dünya. Ve de Türkiye. Türkçe.

ANLATICI'ya nasıl sahip olacağız?

Sahip olmayı hem satın alma, edinme, abonelik hem de destekleme ve arka çıkma olarak düşündük, derdimizi ifade ederken. ANLATICI e-dergiyi, e-kitap satılan güvenlikli ve yaygın tüm e-kitap satış platformlarından rahatlıkla edinebileceksiniz.

ANLATICI basılı olacak mı…