Ana içeriğe atla

Aşk nedir?



AŞK NEDİR? *

Alain de Botton

Edebiyat ile aşk arasında derin bir bağ vardır; edebiyatın bizi en çok kendine çektiği zamanlar (ister yatakta çikolata yerken, ister sabahın üçünde kendimi-zi yalnız hissederken), kara sevdaya tutulduğumuz za-manlardır. Mutluluk beden sağlığımız açısından iyi olabilir; ama mutsuzluk, yayın endüstrisi ve edebiyatın varlığını sürdürebilmesi açısından daha gereklidir.
Birkaç yıl önce, Paris’te bir kitabevinde kitapları karıştırırken, bir kapak yazısındaki şu alıntı gözüme çarptı.

“Psikolojik anlamda yaşıyor olmak demek, ya âşık, ya edebiyatın büyüsünde ya da psikanaliz sürecinde olmak demektir.”

Kitabın adı Aşk Hikâyeleri’ydi ve psikanalist Julia Kristeva tarafından yazılmıştı. Julia ismini her zaman sevdiğimden (bir zamanlar dokuz numara gözlükler takan bir Julia’ya âşık olmuştum) kitabı hemen aldım. Maalesef bu seferki Julia beni fena hayal kırıklığına uğrattı. Kitabın üç yüz sayfadan fazlasını okumuştum, ama içinde editörün kapak arkasına kurnazca yerleştirdiği o etkileyici cümlenin açılımından eser yoktu.

Yine de kitaptaki, aşk ile okuma arasında önemli bir bağın olduğu, ikisinin de aynı derecede zevk verebildiği fikri bana önemli göründü ve bu düşünceyi derhal beynimin bir köşesine yerleştirdim.
Edebiyat ile aşk arasındaki bağ da bu zevkin kökeninde yatıyor olabilir. Bizimle, sevgililerimiz kadar etkili, ama onlardan daha güvenilir biçimde konuşan kitaplar vardır. Kitaplar, bizim bütünüyle insan türüne ait olmadığımıza, algının ötesinde bir varlık olduğumuza dair duyduğumuz o huzursuz şüpheyi giderir. Utançlarımız, küskünlüklerimiz, suçluluk duygumuz, tüm bu duygular, kendimizi tanımamıza yarayan tek bir sayfada ifade edilebilir. Yazar, sözcükleri, kendimizi yalnız hissettiğimiz bir ânı betimlemek üzere yerleştirmiştir sayfasına ve biz ansızın, birkaç dakikalığına, ilk akşam yemeği randevularında ne kadar çok ortak noktaları olduğunu keşfetmekten heyecan duyan (ve önlerindeki deniz mahsulü makarnalarını eşelemekten öteye geçemeyen) iki sevgiliye benzeriz. Kitabı bir saniyeliğine elimizden bırakıp,”Seni bulduğum için ne kadar şanslıyım,” dermişçesine şaşkın bir tebessümle bakakalırız ona.

Bu duygu, aşk hüsrana uğradığı zaman edebiyatın ne-den bir teselli kaynağı olduğunu da açıklar. Genç Werther’in hikâyesini ilk okuduğumda üniversitedey-dim, yirmi bir yaşındaydım ve tabii ki Werther’in ta kendisiydim. Kitaptaki Lotte karakteri ise Claire’di (koridorun sonunda yaşayan, makrobiyoloji okuyan ve omuz hizasındaki kestane rengi saçlarını ortadan ayıran bir kızdı). Albert’i de Claire’in üç yıldır birlikte olduğu bir ekonomist olan Robin oynuyordu. İşte, romanların bizlere şekil veren, hayatlarımızı aydınlatan sihirli gücünün kanıtı buydu, tabii böyle bir kanıta ihtiyaç varsa.
Proust, o çok uzun kitabının sonlarına doğru buna benzer bir şeyler söylemişti.”Gerçekte her okuyucu, zaten kendi içinde olanı okur sadece. Kitap, yazarın, okura o kitabın yardımı olmadan bulamayacağı bir şeyi keşfetme imkânı verdiği bir çeşit görsel enstrümandan başka bir şey değildir.” Merakı artıran şey, kitabın bize kendimizden bahsetmesi, ama aslında bizim bir parçamız olmamasıdır. Büyük eserlerin değeri, duyguların ve hayatlarımızdakilere benzer insanların tasvir edilişiyle ölçülemez. İyi kitabın değeri, tüm bunları bizim yapabileceğimizden çok daha iyi tanımlayabilme yetisinde, hepimizin kendimizce farkına vardığımız, ama kendi başımıza ifade edemediğimiz sezgilerimize işaret etmesinde gizlidir.

Dünyada yalnız olmadığımız düşüncesi, rahatlatıcı bir düşüncedir. Ama burada anlaşılmaz bir nokta vardır; her ne kadar yalnız olmadığımız duygusu bizi rahatlat-sa da, kendimizi özel hissetmekten, biricik hissetmekten hoşlanırız ve edebiyat bize bunun tam tersini söyler. Mesela şu laf:”Bazı insanlar, eğer böyle bir şeyin varlığından haberdar olmasalardı, asla âşık olmazlardı.” Bu değerli sözü bir Londra-Edinburgh yolculuğum sırasında uçakta La Rochefoucauld’nun bir eserinde okuduğumu hatırlıyorum. İlk tepkim,”Tanrı aşkına, bu benim fikrim!” demek olmuştu ve pencerenin dışından, İngiltere’nin sisli topraklarına doğru diktim gözümü.”Yazar benim fikrimi çalmıştı.” Sonra, La Rochefoucauld’nun 1613 baharında, benimse 1969’da doğduğum göz önüne alındığında, bu olay pek de mümkün görünmediğinden daha makul bir biçim-de,”Belki de ben ondan çalmışımdır,” diye düşündüm. Ama eğer çalıp çırpmak gibi şeylerle o güne kadar hiç işim olmadığı düşünülürse, bu da aynı derecede imkânsızdı.

(...)

Türkçesi: Sanem Öge

* AŞK Giriş Gelişme ve Sonuç kitabının önsözü



2 AŞK kaç para?
Kafekültür'de Aşklar


 


 

   satın almak 
   için tıklayın


Bu blogdaki popüler yayınlar

35 Kitap 75 Lira

35 Kitap 75 Lira



Aşağıdaki birbirinden güzel ve nitelikli TAM 35 KİTAP tam tamına 75 TL. Piyasa değeri 500 TL’nin üzerinde olan bu kitap hediye kutusu hemen sizin olabilir.

Hem de BİR TIKLA. Iyzico sanal alışveriş güvencesiyle.

https://iyzi.link/AA8B6Q

TIKLAYIN 35 kitaba bir anda sahip olun.

İyi alışverişler.

1. I. Dünya Savaşı 1914-1918, Kubilay Mehmet Gül
2. 100 Liraya Kendi Filmini Çek, Aydan Gündüz
3. Aşk, Halil Gökhan
4. Ateizm, François M. A. Voltaire
5. Bir Daha Unutma Beni, Esra Erdoğan Erşen
6. Çanakkale Cehennemi, Pierre Miquel
7. Deney, Stanley Milgram
8.Din, Sigmund Freud
9.Dinlerin Sonu, Halil Gökhan
10.Dokuz Mektupluk Roman,Fyodor Dostoyevski
11.Don Quijote ve Roman Sanatı, Halil Gökhan
12.Dünyanın En Güzel 100 Şiiri, Halil Gökhan
13.Einstein’a Mektup, Sigmund Freud
14.Ekonomik İtaatsizlik, Henry David Thoreau
15.Ernestine, Marquis de Sade
16.Halil Cibran Bütün Eserleri, Halil Cibran
17.Halkın Afyonu, Karl Marx
18.Henry David Thoreau Sivil ve İtaatsiz, Emine Ebru
19.Hep O…

O'na Yılbaşı Hediyeniz Neden On'larca Kitap Olmasın?

35 kitap 75 TLkampanyamız yoğun ilgi gördü görüyor.

Çok teşekkür ederiz.

Aralık ayına hızla girdik.

Düşündük ki bu kampanya neden daha seçenekli bir YILBAŞI HEDİYE'sine dönüşmesin tamamen aynı koşullarla.

Ve dönüştürdük.


Bu adresten sanal ödemeyi yaptıktan sonra aşağıdaki sabit liste üzerinden istediğiniz kitapları sonraki listemizden değiştirebilirsiniz.

KAMPANYA sabit listesi

1.  I.  Dünya Savaşı 1914-1918, Kubilay Mehmet Gül 2.  100 Liraya Kendi Filmini Çek, Aydan Gündüz 3.  Aşk, Halil Gökhan 4.  Ateizm, François M.  A.  Voltaire 5.  Bir Daha Unutma Beni, Esra Erdoğan Erşen 6.  Çanakkale Cehennemi, Pierre Miquel 7.  Deney, Stanley Milgram  8. Din, Sigmund Freud 9. Dinlerin Sonu, Halil Gökhan 10. Dokuz Mektupluk Roman,Fyodor Dostoyevski 11. Don Quijote ve Roman  Sanatı, Halil Gökhan 12. Dünyanın En Güzel 100 Şiiri, Halil Gökhan 13. Einstein’a Mektup, Sigmund Freud 14. Ekonomik İtaatsizlik, Henry David Thoreau 15. Ernestine, Marquis de Sade 16. Halil Cibran Bütün Eserleri, Halil Ci…

%100 Düpedüz Öykü dergisi

ANLATICI.
Anlatanlar, anlatmayı sevenler ve dinlemekten, okumaktan büyük haz alanlar için ne sihirli kelimedir.

Kafekültür edebiyat dergileri platformunun %100düpedüz öykü dergisi ANLATICI işte bu tutku için çıkıyor Eylül 2019'da.

ANLATICI, daha önce bu sayfalarda duyurduğumuz üzere ilk profesyonel, satışlı "e-dergi"si. Yani okurlar kendi tabletlerinde e-okuyucularında ve bilgisayarlarında, satın alarak okuyabilecekler ANLATICI'yı düzenli olarak. Hem de en düşük tek haneli fiyatlara.

ANLATICI'da neler var?

Öncelikle hikâye, masal, fabl, mesel, nesir-şiir, anlatı, Mektup, günlük gibi düzyazı türleri var.

ANLATICI'da kimler yazıyor?

Tüm dünya. Ve de Türkiye. Türkçe.

ANLATICI'ya nasıl sahip olacağız?

Sahip olmayı hem satın alma, edinme, abonelik hem de destekleme ve arka çıkma olarak düşündük, derdimizi ifade ederken. ANLATICI e-dergiyi, e-kitap satılan güvenlikli ve yaygın tüm e-kitap satış platformlarından rahatlıkla edinebileceksiniz.

ANLATICI basılı olacak mı…